back

index

next

35- "Ey İman edenler, Allah'a itaat edin Peygambere ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin."[71]

Bu ayeti kerime Hz. Resulullah'ın İmam Ali'yi Medine de kendi yerine halife tayin ettiğinde nazil olmuştur. Allah'u Teala Müslümanlara emrederek Peygamber ve Peygamberin kendi yerine bıraktığı emir sahibi ve halifesine itaat etmelerini ve ona karşı gelmelerini yasaklamıştır.[72]

36- 'Ve kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, işte onlar, Allah'ın nimet verdiği peygamberler, sıddıklar, şehitlerle beraberdir Bu Allah'ın büyük bir lütfüdür."[73]

İbn-i Abbas bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir. "Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse" den maksat: "Allah'ın farzlarına ve Hz. Resulullah in sünnetine itaat ederse."

"İşte onlar, Allah'ın nimet verdiği Peygamberler, sıddıklar, şehitlerle beraberdirler" ayetinden kasıt: "Ali bin Ebi Talib, Cafer Tayyar, Hamza bin Abdulmuttalib, Hasan ve Hüseyin. Bunlar şehitlerin efendileri ve en hayırlılarıdır."

"Bu Allah'ın büyük bir lütfudur" dan maksat: "Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'in menzilesi, Resulullah'ın menzilesi gibidir. Cennette bir yerdedirler."[74]

37- "Gerçekten münafıklar, ateşin en alt tabakasındadırlar. Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın"[75]

İbn-i Asakir, Ahmed b. Hanbel'in rivayetine göre Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey Ali, seni ancak mümin sever ve ancak münafık buğz eder."

Daha sonra Hz. Muhammed bu ayeti okudu: "Gerçekten münafıklar, ateşin en alt tabakasındandırlar."[76]

Meğazili, Hz. Muhammed'in (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivavet etmiştir: "Vay EhI-i Beytime zulüm (eziyet) eden kişiye, münafıklarla beraber cehennemin en alt tabakasında cezalandırılacaktır."[77]

38- "İman edip iyi işler yapanlar ise, Allah onlara ecirlerini eksiksiz ödeyecek ve onlara kendi fazlından fazlasını da verecektir." [78]

Hakim Haskani Hanefi'nin rivayetine göre ibn-i Abbas şöyle demiştir: "Kur'an'da her ne kadar 'iman edip iyi işler yapanlar' hitabı varsa bu hitabın efendisi başta Ali'dir. Yüce Allah kitabında sahabeyi ayıpladığı halde Ali'yi hayırdan başka bir şeyle hiç bir zaman anmamıştır."[79]

39- "Bugün dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslamı seçip beğendim."[80]

Ebu Hureyre'den rivayet ediliyor ki: Zilhicce ayının onsekizinde. (Gadir Hum günü) Peygamber(s.a.a) şöyle buyurdu: "Ben kimin mevlası isem Ali'de onun mevlasıdır. (Emiridir)" O an, "bu gün dininizi tamamladım" ayeti nazil oldu.

Denilir ki! Resulullah (s.a.a) Ali'nin halifeliğini beyan ettikten sonra 'Ali'ye müminlerin emiri diye selam verin" diye buyurdu.

Sonra Hz. Resulullah tekbir getirerek, "Allah'u Ekber, dini kemale erdirdiği için, nimeti tamamladığı için, benim risalemde (peygamberliğinde) Ebu Talib oğlu Ali'nin benden sonra velayetine razı olduğu için" buyurdu. [81]

40- "Allah, iman edenlere ve iyi işlerde bulunanlara vaat etmiştir, onlar için bir bağışlama ve büyük bir ecir vardır."[82]

Allame Hanefiyye Mevfik Bin Ahmed'in rivayetine göre Yezid Bin Şerahil Ensari, İmam Ali'nin şöyle dediğini duydum der: "Hz. Muhammed şöyle dedi: Ey Ali! Allah'u Teala'nın şu ayetini duymuyor musun: 'Allah iman edenlere ve iyi işlerde bulunanlara" ayetinden kasıt; Sen ve taraftarlarındır ve bizim buluşmayı vaat ettiğimiz yer havuzun başıdır."[83]

41- "İnkâra sapanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, alevli ateşin haikıdırlar onlar."[84]

Hafız İbn-i Meğazili'nin rivayetine göre İbn-i Abbas dedi ki Resulullah şöyle buyurdu: "İnkâra sapanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar." Yani; Ali'nin velayetidir. Ali'nin velayet hakkını tanımak bütün âlemlerin üzerine farzdır"[85]

42- "And olsum ki Allah israiloğullarından kesin söz almıştır'. Onlardan on iki güvenilir gözetleyici göndemiştik."[86]

İbni Abbas şöyle demiştir: "Cabir b. Abdullah Ensari ayağa kalkarak: 'Ya Resulullah imamların sayısı kaçtır?' dedi. Resulullah şöyle buyurdu: 'Ya Cabir bana sorduğun için Allah sana rahmet eylesin, imamların sayısı Allah-u Teala'nın şu ayette buyurduğu İsrail oğullarının on iki güvenilir gözeticileri kadardır'.

"Ey Cabir imamlar 12 tanedir. Onların evveli Ali bin Ebu Talib ve sonuncusu Muhammed Mehdi'dir."[87]

43- "...Onları dosdoğru yola yöneltip iletir"[88]

Hakim Haskani Hanefi'nin rivayetine göre Yeman Mevla Mesab b. Zübeyr şöyle demiştir. "Ali bin Ebi Talib, insanları doğru yola iletir."[89]

44- "Ey İman edenler, Allah'tan korkup-sakının ve sizi O'na yaklaştıracak vesile arayın."[90]

İmam Ali (a.s) dedi ki, Hz. Resulullah bu ayetin tefsirinde şöyle buyurdu. "Evladımdan gelecek olan imamlara itaat, Allah'a itaattir, onlara isyan Allah'a isyandır. Onlar kopmayan kulp ve Allaha vesiledirler."[91]

Allame Hindi bu ayetin tefsirinde, Ehl-i Beyt'in kıyamet gününde Allah'a vesile veren yakınları olduğunu kaydediyor.[92]

Bu ayeti kerimenin İmam Ali hakkında indiğini birçok Sünni alimi kaydetmektedir. Onlardan bazıları şunlardır:

-Menkıb İbn-ı Meğazili s. 56

-İbn-ı Hacer Heysemi: Mecme-ul Zevaid c. 1 s. 239

-Menakib-ul Mi'et, Menakib 53 s. 36

45- "Ey İman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kafirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah'ın lütfu ve ilmi geniştir."[93]

Fahri Razi bu ayetin tefsirinde şöyle rivayet etmiştir: Bu ayet Ali'nin (a.s) hakkında indi, dedikten sonra şöyle naklediyor: Hz. Resulullah sancağı ona verdiği gün buyurduğu söz ona dalalet ediyor: "Sancağı öyle birisine vereceğim ki, o Allah'ı ve Resulunu sever, Allah ve Resulu de onu sever" bu vasfedilen sıfatlar bu ayette zikredilen sıfatlardır.[94]

Değerli okuyucu bu hadis sahih ve meşhurdur.

46- "Sizin veliniz ancak Allah, O'nun Peygamberi ve namaz kılan ve rükû halinde zekat veren müminlerdir. "[95]

Ehl-i Sünnet'in önde gelen tefsir alimlerinden biri olan Fahri Razi şöyle rivayet etmiştir: Ebu Zer dedi ki: "Bilin ki bir gün Hz. Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi fakat ona kimse bir şey vermedi. Bu sırada Hz. Ali rukü halindeydi. Elinin küçük parmağını ona doğru uzattı o parmağında yüzük vardı. Dilenci gidip yüzüğü hazretin parmağından çıkarıp aldı." Bunun üzerine Hz. Resulullah Allah'a yakararak şöyle dua etti "Allah'ım kardeşim Musa sana dua etti ve 'Rabbim gönlümü aç işimi kolaylaştır. Dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Ailemden bana bir yardımcı ver. Kardeşim Harun'u... Onunla kuvvetimi arttır. Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim. Şüphesiz sen bizi görensin' dedi.[96] Sende ona! 'Senin isteklerin sana verildi. Ey Musa' diye vahyettin.[97]

Allah'ım! Bende senin kulun ve peygamberinim benimde gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali'yi, bana yardımcı ver, onunla kuvvetimi arttır." Ebu Zer diyor ki: "And olsun Allah'a! Henüz Hz. Resulullah sözünü tamamlamamıştı ki, Cebrail 'Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve namaz kılan ve rükû halinde zekat veren müminlerdir." ayetini getirdi.[98]

Bu ayetin İmam Ali (a.s) hakkında indiğine dair Ehl-i Sünnet âlimleri ittifak etmişlerdir ki onlardan bazıları:

1.Harezmî: Ensab-ul Eşref c. 2 s. 150

2.Tefsir Muhiddin Bin Arabi: c. 1 s. 334

3.Menakib Havarezmi: s. 186

4.Cami-ul Beyan c. 1 s .165 taberi

5.İbn Kesir: Tefsir-ul Kur'an-ul Azim c. 2 s. 71

6. Vahidi: Esbab-ul Nuzul s. 148 mısır

7. Suyuti: Durr'ul Mensur c. 2 s. 295

8. Mutteki hindi: Kenzul Ummal c. 6 s. 405

9. Şevkani: Feth-ul Gadir c. 2 s. 50

10. İbn Esir: Camı-ul Usul c. 9 s. 478

11. Kenci: Kiyafetul Talib s. 250

12. Tefsir Kurtubi: c. 9 s. 336

13. Hafız Kunduzi: Yenabi-ul Mevedde s. 202

47- "Kim Allah'ı, Peygamberini ve inananları veli kabul ederse, bilsin ki, şüphesiz Allah'ın ordusu olanlar üstün gelirler."[99]

İbn-i Abbas şöyle demiştir: "Kim Allah'ı, Peygamberini ve inananları veli kabul ederse..." ayeti kerimesi İmam Ali hakkında has olarak indi.

Hafız Hakim Haskani bu ayetin tefsirinde, İbn-i Abbas Hz. Resulullah'tan şöyle rivayet etmiştir. "... Yüzüğü sana kim verdi?

Dilenci şöyle dedi: "Ayakta olan (kişi Ali bin Ebi Talib)" Hz. Resulullah şöyle sordu: "Yüzüğü nasıl bir vaziyette verdi."

O dedi: "Yüzüğü namazda rüku halinde iken verdi." Hz. Resulullah bunu duyduğunda tekbir getirerek şöyle dedi: Allahu Teala şöyle buyuruyor! "Kim Allah'ı, Peygamberini ve inananları veli kabul ederse, bilsin ki, şüphesiz Allah'ın ordusu üstün gelir."[100]

48- "Ey Peygamber, Rabbin tarafından indirilen emri bildir..."[101]

Vahidi'nin nakline göre, bu ayeti kerime Gadir Hum günü Ali bin Ebi Talib hakkında indi.[102]

Fahreddin Razi bu ayetin tefsirinde şöyle naklediyor: "Ey Peygamber, Rabbin tarafından indirilen emri bildir ve eğer bu tebliği ifa etmezsen, O'nun elçiliğini yapmamış olursun..." ayeti kerimesi, Ali bin Ebi Talib hakkında indi. Ayet indiğinde Ali'nin elinden tutup, Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ben kimim mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Ey Allah'ım Ali'nin vilayetini kabul edip onu seveni sen de sev ve onun vilayetini inkar edip düşman olana sende düşman ol."[103]

Cemaleddin Suyuti'nin 'Durr'ul mensur' adlı tefsir kitabında şöyle naklediliyor: Ebu Said El Hudri dedi ki: "Bu ayeti kerime, Gadir Hum günü Ali bin Ebi Talib hakkında indi."

Başka bir rivayette, Abdullah b. Mesud şöyle buyurmuştur: "Bizler Resulullah (s.a.a) zamanında bu ayeti kerimeyi şöyle okurduk: (Ey Peygamber) Ali'nin müminlerin mevlası olduğunu sana inen emir üzere bildir ve eğer bu tebliği ifa etmezsen onun elçiliğini yapmamış olursun..."[104]

Ehl-i Sünnetin önde gelen alimleri bu ayetin tefsirinde hepsi yukarıda aktardığımız gibi ittifak etmişlerdir. Ve onların önde gelenleri şunlardır:

-Muhammed el Şevkani: Felh-ul Kadir c. 2 s. 57

-Hakim Haskani: Sevahid-ul Tenzil c. 1 s. 188-190

-Allame Nisaburi Ebu Bekir Muhammed b. Hasan (şafii) Tefsir-ul Nisaburi: c. 6 s. 194-195

-İbn-i Esir: Es'ed-ul Ğabe C. 2 s. 67-Kahire

-Taberi: Zuhair ukba s. 67 Kahire

-Ahmed Bin hanbel: Musned c. 4 s. 281 Mısır

-Belği: Menakib s. 28 Hind.

-İbn Hacer-ul Askalani: Tehzib Tehzib c. 3 s. 327

-Zehebi: Mizan-ul rtidal c. 2 s. 107

-Nisai: Hasais Emiril Müminin s. 89

49- "Ey iman edenler akitleri yerine getirin"[105]

Zehebi, Abdullah b. Abbas'ın, bu ayetin tefsirinde şöyle dediğini nakletmiştir. "Kur'an'da her ne kadar 'Ey İman edenler'  hitabı varsa, işte bu hitabın efendisi başta Ali' dir. Yüce Allah kitabında sahabeleri ayıpladığı halde, Ali'yi her zaman iyilikle anmıştır:'[106]

50- "Allah buyurur ki: "İşte bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür."[107]

Allame Hindi'nin rivayetine göre İbn-i Abbas şöyle dedi: "Ali sıddıkların efendisidir.'[108]

51- "Allah kimi dilerse, saptırır; dilediği kimseyi de doğru yola iletir. Onları seçkin kıldık ve doğru yola ilettik."[109]

Hafız Hakim Haskani Hanefi'nin rivayetine göre: Bu iki ayeti kerimedeki, "Sıratel Müstakim" yanı doğru yoldan kasıt hitabı İmam Ali'yedir.

O rivayetlerden biri de, İmam Muhammed Bakır (a.s) bu ayetin tefsirinde şöyle buyurdu: "Allahu Teala'nın işaret ettiği yol, Al-i Muhammed'in yoludur."[110]

52- "De ki! Kesin delil ancak üstün ve mükemmel huccet, Allah'm delilidir. O dileseydi hepsini doğru yola iletirdi."[111]

Meğazili, Enes'in bu ayetin tefsirinde şöyle dediğini nakletmiştir: Resulullah'ın yanında bulunuyorduk. Ali bin Ebi Talib'i gördüğümde şöyle buyurdu: "Ben ve Ali, kıyamet gününde bu ümmetin üzerine delil ve hüccetiz."[112]

Al-i Muhammedin kıyamet ve dünya gününde, yüce Allah'ın bu ümmet üzerine göndermiş olduğu delil ve hücceti olduğunu destekleyen hadisler çoktur ve onlardan bazıları:

Suyuti: Meğt'ul Hadis s. 19

Taberi: Zehair-ul Ukba s. 77

Taberi: Rayazun Nazire c. 2 s. 193

Hatib Bağdadi: Tanh-ul Bağdat c. 2 s. 88

Harezmî: Menakıb-ı Harezmî s. 228

53- "Anaya babaya iyilik edin"[113]

Hz. Resulullah şöyle buyurdu: "Yüce Allah bana itaat etmenizi ve bana karşı gelmemenizi; emrime tabi olmanızı farz kıldı. Bana tabi olmanızı farz kıldığı gibi benden sonra Ali bin Ebi Talib'e itaat etmenizi de farz kıldı. Bana karşı gelmenizi yasakladığı gibi ona karşı gelmenizi de yasakladı. Yüce Allah Ali'yi vezirim, varisim karar kıldı. Ali bendendir. Ben de Ali denim. Ali'yi sevmek iman, Ali'ye buğz ise küfürdür. Onu seven beni sevmiştir, ona buğzeden bana buğz etmiştir. Ben kimim mevlası isem Ali'de onun mevlasıdır. Ben bütün müslümanların mevlasıyım. Ben ve o, bu ümmetin babasıyız. "[114]

Meğazili, Hz.Resulullah'ın şöyle buyurduğunu naklediyor: "Ali'nin müslümanlar üzerindeki hakkı, babanın evlatları üzerinde olan hakkı gibidir."[115]

-Zehebi: Mi'zan İ'tıdal c. 2 s 313

-Asakalani "Lısan-ul Mizan c. 4 s. 399

-Harezmî: Menakıb-ı Harezmî s. 23 ve 219

54- "İblis, beni azdırdığın için ant olsun ki, senin doğru yolun üzerinde oturup onlara karşı duracağım."[116]

Hakim Haskani Hanefi'nin naklettiği bir rivayete göre Hz. Muhammed (s.a.a) bu ayetin tefsirinde şöyle buyurdu: Ayeti kerimede İblis'in, 'senin doğru yolun' dediği yol, Ali bin Ebu Talib'in yoludur."[117]


55- 'Ve derler ki, hamd olsun Allah'a ki; Bizi hidayetiile buna ulaştırdı. Allah hidayet etmeseydi biz bunu bulamazdık... "[118]

Allame Kabbisi, sünni alimlerinin önde gelen tefsir alimleinden olan Taberi den şöyle naklediyor. Hz. Resulullah Gadir Hum günü hutbesinde şöyle buyurdu: "Ey insanlar size dediğim gibi, müminlerin emri Ali'yi tebrik edin'. Ve şöyle deyin: “Ve derler ki hamdolsun Allah'a ki; bizi hidayeti ile buna ulaştırdı. Allahu Teala bütün söylenenleri (kalbinde), nefsinde hainlik olanlan da biliyor. "[119]

56- "....A'raf üzerinde herkesi simasından tanıyan adamlar vardır."[120]

İbn-i Hacer (şafii) Sa'lebi'nin tefsirin'den İbn-i Abbas'ın bu ayetin tefsirinde şöyle dediğini rivayet ediyor: "A'raf, sırat köprüsünün üstünde olan yüksek, bir dağdır. O dağın üzerinde Abbas, Hamza ve Ali bin Ebi Talib ve Cafer-i Tayyar dururlar. Kendilerini sevenleri yüzlerinin (nurundan) beyazlığından ve kendilerine buğzedenleri ise yüzlerinin kara olmasından tanırlar."[121]

(Not: İmam Cafer Sadık buyurdu ki:"A'raf üzerinde duracak olanlar Ehl-i Beyt imamlarıdır.")

57- "A'raf ehl-i simalarından tanıdıkları bir takım adamlara, 'Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size yarar sağladı"[122]

Hafız Süleyman Kunduzi'nin rivayetine Selman Farisi şöyle demiştir: Hz. Muhammed'in Imam Ali'ye ondan fazla şöyle buyurduğunu duydum: "Ey Ali sen ve senin vasilerin (imamlar) cennet ile cehennem arasında Araf ehlisiniz. Sizi tanıyanlar ve sizin tanıdığınız (vilayeti kabul edenler) cennete girebilecek ve cehenneme de ancak sizi inkâr edenler ve sizin inkâr ettikleriniz girecektir. "[123]

58- "... Affet deyin ve kapıdan secde ederek girin ki, hatalarınızı bağışlayalım, iyilik yapanlara ihsanımızı arttıracağız demiştik."[124]

Hafız Heysemi (Safii)nin rivayetine göre Hz. Resulullah şöyle buyurdu: "Ehl-i Beyt'imin sizin aranızda ki misali, İsrailoğullarının Hitta kapısı (Selamet kapısı) gibidir. Kim o kapıdan girerse Allah onu bağışlar."[125]

Mutteki Hindi'nin rivayetine göre Hz. Resulullah şöyle buyurdu: "Ali bin Ebi Talib Hitta kapısıdır. Kim o kapıdan girerse mümin olur ve kim de o kapıdan çıkarsa kafir olur."[126]

Sünni hadis alimleri yukarıda size sunmuş olduğumuz hadisi kendi kitaplarında kaydetmişlerdir. Ve onlardan bazıları şunlardır:

—Suyuti: El kaul-ul Celil, hadis 39

-Şeyh Muhammed Derulşi: Esnal Metalib ti Ehadıs Muhtelefet-ul Meratıb Huruf-ul Ayn s. 141 Mısır

-Allame Hındi: Menakıb Aynı s. 38

-İbrahim Bin Abdullah Ri'sabi: Esna'l Metalib 18 babın sonu

59- "Hani Rabbin: Âdemoğullarının sulbünden soyunu çıkarmış ve kendilerini nefislerine şahit tutmuş: Ben, sizin Rabb'niz değil miyim? demişti. Onlar da demişlerdi ki: "Evet, biz buna şahidiz. Kıyamet günü: "Bizim bundan haberimiz yoktu." demeyiniz"[127]

Bazı sünni alimleri bu ayetin tevil ve tefsirinde şöyle rivayet etmişlerdir: Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyurdu: "İnsanlar Ali'nin ne zamandan beri müminlerin emiri sıfatını aldığını bilselerdi, onun faziletlerini inkar etmezlerdi. Ali müminlerin emiri sıfatını aldığında Adem (a.s) ruh ve ceset arasında idi. Yüce Allah mübarek kitabında şöyle buyurdu. "Hani Rabbim: Ademoğullarının sulbünden soyunu çakarmış..."[128]

60- "Allah'ın doğru yola ilettiği kimse, doğru yoldadır."[129]

Hafız Süleyman Kunduzi'nin rivayetine göre Hz. Ali (a.s) hutbelerinin birinde şöyle buyurdu: "Benim yol gösteren (hadi) ve benim hak yola ileten."[130]

61- "Yarattıklarımızdan öyle bir ümmet vardır ki, onlar hakkı gösterirler ve onunla adaleti uygularlar."[131]

Hafız Süleyman Kunduzi'nin rivayetine göre Hz. Ali (a.s)'den, Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Benden sonra ümmetim yetmiş üç fırkraya ayrılacak, yetmiş ikisi ateşliktir, bir fırka, fırka-i naciyedir. " Hadisi şerif-i beyan ederken şöyle buyurmuşlardır: Yarattıklanmızdan öyle bir ümmet vardır ki, onlar hakkı gösterirler ve onunla adaleti uygularlar."

"Bu ayeti kerimede, fırkai naciye beyan edilmiştir ki bu, ben, Ehl-i Beyt'im ve bize tabi olanlardır. "[132]

62- "Ey Allah'ım, eğer bu kitap senin katından gelen bir gerçekse üzerimize gökten taş yağdır ya da bize elem verici bir azap ver." demişlerdi."[133]

Allame Kabbisi, Hafız Ebi Ubeyd-ul Harvi'nın tefsirinden (Ğarib-ul Kur'an) naklen şöyle rivayet ediyor: Hz. Resulullah (s.a.a) Gadır Hum günü Ali'nin hakkını (velayet ve imamet) du- yurduktan sonra, Cabır b. Nezer b. Hans b. Keldı Adbi Hz. Muhammed'e gelerek şöyle dedi: 'Ya Muhammed, Allah'm birliğini ve senin Allah'ın resulü olduğunu, namaz kılmayı, oruç tutmayı, hacca gitmeyi, zekât vermeyi emrettin ve kabul ettik. Bunlardan razı deyilmisin ki, amcan oğlu Ali'yi bizden (Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır) diyerek üstün tutuyorsun. Bu senden mi yoksa Allah’tan mı?" Hz. Muhammed şöyle buyurdu: "Vallahi bu emir Allah'tandır."

Cabir giderek şöyle dedi: "Ey Allah'ım eğer Muhammed doğru söylüyorsa, gökyüzünden başımıza taş yağdır ya da bize elem verici bir azabı indir, Cabir kendi grubuna ulaşamadan, Allah'u Teala gökyüzünden taş indirerek, onu öldürdü. "[134]

Sünni alimlerinin önde gelenlerinden Şeyhul İslam Hamaveyni (hanefi) Feraid-ul Semteynn bab 13. de naklediyor.

İbni Sabbağ (maliki): Fusul-ul Muhimme s. 36

Şeblenci (Şafii): Nur-ul Ebsar s. 78

63- "Halbuki sen (Muhammed) onların içinde iken, Allah onlara azap edecek değildi..."[135]

Meveddet Pınarları adlı kitabın yazarı, bu ayetin tefsirinde şöyle naklediyor: "Resulullah (s.a.a) bu ayette beyan olunan, zat- i şerifleri hakkındaki mananın, kıyamet gününe kadar, Ehl-i Beyt'inden gelecek İmamlar hakkında da tecelli edeceğini beyan buyurmuşlardır. Nasıl ki Resulullah (s.a.a) ehli arza eman ise, Ehl-i Beyt'i de arz ehlinin emanıdır."

Bu konu hakkında pek çok hadis zikr olunmuştur. Nitekim Resulullah (s.a.a) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: "Ehl-i Beytim Ehl-i arzın emanıdır. Ehl-i beyt'im helak olursa dünyanın sonu gelir."[136]

64- "......Hem de O'nun dostu olmadıkları halde, O'nun dostları ancak Allah'tan korkanlardır, fakat çoğu bunu bilmezler"[137]

Hakim Haskani'nin rivayetine göre, İbn-i Abbas bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir: "Hem de onun dostu olmadıklan halde" ayetinden kasıt; Mekke kafirleri "Onun dostları ancak Allah'tan korkanlardır," ayetinden kasıt büyük şirklerden korkanlardır. Yani: "Ali bin Ebi Talib, Hamza, Cafer ve Akil'dır." Bunlar Allah'ın dostlandır. Fakat çoğu bunu bilmezler. "[138]

65- "...Bilin ki ele geçirdiğiniz ganimetin beşte biri Allah'ın, Peygamberin ve yakınlarının, yetimlerin, düşkünlerin ve yolcularındır, Allah, her şeye güç yetendir."[139]

İman Cafer-i Sadık, (a.s) şöyle buyurdu: "Ayeti kerimede kastedilen Peygamberin yakınları olan; müminlerin emiri Ali ve geri kalan Ehl-i Beyt imamlarıdır. "

Hz. Peygamberin döneminde elde edilen ganimetierin beşte biri Ehl-i Beyte tahsis ediliyordu. Bu tahsis Peygamberden sonra, Ebubekir, Ömer, Osman'ın döneminde verilmedi. Emevi ve Abbasi döneminde de verilmedi. Lakin birçok Sünni tefsir âlimleri bu ayeti kerimenin tefsirinde işaret edilen, yakınlardan kastın, Ali bin Ebi Talib (a.s) olduğuna işaret etmişlerdir. Ona göre ki, İmam Ali peygamberin kardeşi, damadı ve amcasının oğludur. Ve o akrabalık bakımından Peygambere en yakın olandır. Bu konu hakkında aşağıda size aktaracağım kaynaklara müracaat edebilirsiniz.

-Dur'ul Esrar c. 1 s. 159

-Cami-ul Beyan fi Tefsirul Kur'an bu ayetin tefsirinde

-Tefsir-ul Kasımi: c. 8 s. 3001 Mısır .

-Tefsir-ul Tehrir ve Tenvir c. 10 s. 9 Tunus

-Tefsir-ul Kur'an-i lil Kur'an c. 5 s. 618

-İhya-ul Ulumud Din c .3 s. 410 Kahire

-Musned Ahmed Bin Hanbel c. 1 s. 320 Mısır

-Tefsir-ul Keşşaf bu ayetin tefsirinde Mısır

-Kur'anda Ehli Beyt 104

66- "Eğer seni aldatmak isterlerse; Muhakkak ki Allah sana yeter. Seni ve müminleri yardımıyla destekleyen O'dur"[140]

Ebu Hureyre'nin nakline göre: Hz. Resulullah şöyle buyurdu: 'Arşın üzerine şöyle yazıldığını gördüm. Allah'tan başka bir ilah ve O'nun şeriki yoktur. Muhammed, Allah'in peygamberi ve uludur. Ve Onu Ali ile destekleyip kuvvetlendirdim."

Ayetteki Allah'ın yardımından kasıt: "Müminlerin emiri İmam Ali'dir. "Nitekim bunu destekleyen birçok sünni alimleri kitaplannda yer vermişlerdir.

-Süleyman Kunduzi Hanefi: Yanabi-ul Mevedde s. 94

-Taberi: Zehair-ul Ukba s. 69

-Hafız Ebul Hasan b. Meğazili: Menakib adlı kitabında s. 39

-Harezmî: Menakib Harezmî S. 234

-Taberi: Rıyaz-ul Nezer c. 2 s. 272

-İbn Hacer: Mecme-ul Zevaid c. 9 s. 121

-Alaeddin Hindi (Hanefi): Kenzul Ummal c. 6 s. 158 x

-Habb Bağdadi: Tarih-ul Bağdat c. 11 s. 173

-Kur'an'da Ehli Beyt s. 100. 105

67- "Ey Peygamber, sana ve sana uyan müminlere Allah yeter"[141]

Hatib Ebu Bekir Ahmed b. Ali Bağdadi'nin nakline göre, Cabir b. Abdullah Ensari bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir: "Ey Peygamber, sana ve sana uyan müminlere Allah yeter" ayetinden maksat; Ali bin Ebi Talib'tir ve müminlerin efendisidir."[142]

-Allame Hindi: İrceh-ul Metalib s. 88

-Allame Hanefiyye Mir. Muhammed Salih Keşfi Tirmizi: Menakıb Iıl Keşfi ewel bab'da naklediyor

68- "En büyük hac günü, Allah ve Resulünden insanlara bir ilan bildirilir. Allah ve Peygamberi müşriklerden kesinlikle uzaktır."[143]

Tefsir ve tarih alimlerinin nakline göre, Tövbe suresinin bu ayeti indiğinde, Hz. Peygamber Ebu Bekiri Tövbe suresi ile Mekke'de bulunanlara ilan etmesi için gönderdikten sonra Cebrail (a.s) Peygambere gelerek şöyle dedi: "Rabbin sana selam söyler ve buyurur ki: Benim yerime ancak sen veya senden olan biri eda edebilir!" Bunu duyan Peygamber hemen Müminlerin Emiri Ali'yi Ebu Bekir'in arkasından gönderip, sureyi ondan almasını ve onu müşriklere İmam Ali'nin okumasını buyurdu. İmam Ali yolda Ebu Bekir'e yetişip, ayetleri onun elinden aldı. Mekke'ye ulaştığında, İmam Ali sureyi hazır olanlara bildirdi. Bu olaydan sonra Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Benim yerime ancak ben veya Ali eda edebilir."

Tefsir, tarih ve hadis alimleri bu ayetin tefsirinde yukarıda aktardığımız gibi bu olayı ittifak ile kaydediyorlar. Ve onlardan bazıları şunlardır:

-Sahih Buhari c. 5 s. 37-Taberi: Camı-ul beyan fi Tefsir-ul Kur'an c. 1 s. 46

-Tefsir-ul Menar c. 10 s. 157

-Tefsir-ul Kur'an-ul Kerim Şeyh Şeltut s. 608

-Tefsir-ul Tehrir vel Tenvir c. 10 s. 100

-Tefsir-ul Kasımi c. 8 s. 3069

-Durr'ul Mensur: Bu ayetin tefsirinde

-Nizamul Dur. C. 8 s. 364-365

-Tefsir-ul Kur'an-iI lil Kur'an c. 5 s. 698

-Menakıb Harezmî s. 24 ve 223

-Menakıb ibni Meğazili s. 112

-Feraidul Semteyn s. 58

-Sevaik-ul Muhrike s. 75, 93

-Mizan-ul İ'tidal Zehebi c. 1 s. 205

-EI İstiab c. 3 s. 35

-Kifayet-ul Talib s. 242

-Fezail Ali Bin Ebi T alıb İbni Hanbel c. 1 s. 43

-Hasais-ul Emiril Müminin Nisai s. 20

-Menakıb Ayni s. 18 ve 198

69- "Eğer antlaşmalarından sonra yine yeminlerini bozar ve dininize saldırırlarsa; o kafir önderlerini hemen öldürün çünkü onların yeminleri yoktur…"[144]

back

index

next